DENEMELER

İmge ve İnsan: Hermetik Bir Okuma

Barış Göl  •   •  6 dk okuma
Sanat tarihin başlangıcından beri insanların duygularını ve düşüncelerini yansıtmabiçiminin bir aracı olarak karşımıza çıkmıştır bunun en bilindik örnekleri ise elbette resimtablolarıdır. Resim…

Sanat tarihin başlangıcından beri insanların duygularını ve düşüncelerini yansıtma

biçiminin bir aracı olarak karşımıza çıkmıştır bunun en bilindik örnekleri ise elbette resim

tablolarıdır.

Resim tablolarının kökeni insanlığın ilk adımlarına kadar gider, duvara çizilen av partileri

sahnelerinin oral av maceraların ilk kayıtları olarak görmek çokta hatalı olmaz. Elbette

bizim konumuz şu an ne sanat tarihi ne de insanlar üzerindeki etkisi. Biz daha derinlere

bir yolculuk yapma peşindeyiz. Ezotermizm ve okült sembollerin bazılarını sanat

tablolarında arayacağız ve bazı işaretlerin ne anlama geldiğini ele alacağız.

Elbette burada ele almamız gereken birkaç unsur var, öncelikle ezotermizm ve okült

ayrımı nedir onu bilmek gerekir.

Okült uygulamalı ezotermizm ise daha çok teorik bilgi olarak ele alınabilir. Her ezotermik

bilgi okültün konusu olamaz ama her okült bilgi ezotermizmin konusudur. Elbette bu tür

bilgiler pek çok şeyi konu alabilir. Ölümsüzlük, ölülerle konuşmak veya farklı bir bilince

erişmek. Bu tip konular esasında her zaman dönemin inançları tarafından tehlikeli olarak

görülmüştür ve bu sebeple bu tip bilgiye sahip insanlar bu bilgileri ezotermik yöntemlerle

aktarmayı seçmişlerdir. Bunun en önemli kanıtlarından birisi de elbette sanat

camiasındandır. Ezotermik görünmeyeni görmek üzerine gittiğinde, bu öz farkındalığı

yaratacak bakış açısını sanattan başka ne sunabilir ki? Sanat herkesin önündedir ama

ayrıca herkesten de gizlidir. Dan Brown’ın Da Vinci’nin Şifresi veya Umberto Eco’nun

Foucault Sarkacı’nda ele aldığı gibi arayışımıza başlamadan önce bazı temel bilgilere

sahip olmamız gerek iş bu noktada bu yazının yazılma sebebine geliyor.

Bu yüzdendir, eğer okült sembolleri tablolarda arama yoluna girdiysek aslında aradığımız

şey ezotermik sembollerdir. İşte bazı semboller ve tablolarla ele alınmıştır.

Ele aldığımız ilk tablo simyaya giriş için son derece basit bir eserdir, esasında bir eserden

bir sayfa olarak ele alınmıştır. Lucas Jennis tarından Hermetik Kütüphane **[Musaeum

Hermeticum](https://archive.org/details/musaeumhermeticu00meri “Musaeum Hermeticum”)** adıyla çıkan kitabın ön parçasıdır.

Imge-Kozmos-ve-Insan-Hermetik-Bir-Okuma-914x1024 İmge ve İnsan: Hermetik Bir Okuma Denemeler

Tabloda dikkat edeceğiniz ilk şey yukarıda ve aşağıda oturan insanlar olduğudur, ama

asıl dikkatinizi çekecek nokta tablonun dört köşesidir. Yukarı elementler Ateş sol

çaprazda salamander ile belirtilmiştir, onun hemen yanında birbirine rüzgar üfleyen üç

figürle ateş ve hava elementleri belirtiliyor. Sağ köşede Su elementini temsilen deniz,

Toprak elementini temsilen ise bir kasaba var. Güneş, yıldızlar ve ayın ortasında ise yer

altında yer alan 7 figür görüyoruz. Bunların altısının Moses olduğunu görebiliriz, Mosesler

Odyssey Destanında da bizi karşılayan ilham perileridir. Tam ortalarında ise arpıyla

Apollo duruyor. Onların ortasında ise sağ tarafta aşağı elementi temsilen birisi ve tam

karşısında ise yukarı elementi tutan birisi var. Ortalarında ise Sonsuzluk Taşı esasında bi

dört elementin birleşimiyle oluştuğu düşüncesi yer alıyor. Özellikle simya hemen hemen

her zaman ortaçağın pek tehlikeli bir ilmi olarak ele almıştır. Kimya ile simyanın bugün

günümüzde pek bir savaşından bahsedemesek bile o vakitler Simyacıların çekinecek

çok fazla unsuru vardı, özellikle pek çok öğretilerinin Antik Mısır ve Antik Yunan kaynaklı

olduğunu söylemek hatalı bir görüş olmaz. Pek çokları için Hz. Musa’nın Mısır’da

yaşadıkları da aslında Simya sanatının alegorik bir ele alınışı.

Sıradaki ele alacağımız eser ise Jakob Böhme’den gelmektedir.

Jakob Böhme

Jakob Böhme mistik bir düşünür olarak tarihe geçmiş pek çok eser bırakmıştı. Elbette onu anlamadan onun

eserlerini değerlendirmek sanatçıya yapılmış en büyük darbedir lakin bazı şeyler

evrenseldir ve anlamları vardır. Böhme’ye göre Antik Büyücüler veya Simyacılar, yedi

gezegene isim vermeden önce aslında onlara birer anlam verdiler. Bütün bu

isimlendirme çabası aslında bu yedi yıldızın yaratılış öncesi olduğu düşüncesinden

kaynaklandığını düşünüyor, bu yedi gezegenin isimlendirildiği bu yedi amacın evrendeki

her şeyi kapsadığı düşüncesine sahiptiler. Yedi gezegende aynı şekilde aynı anda

doğmalıydılar ve aynı şeyleri yapmalıydılar ne biri diğerinden önce ne de diğerinden

sonra.

okultizm İmge ve İnsan: Hermetik Bir Okuma Denemeler

Görselin tepesinde yer alan yazı, esasında görselin bir tür kozmoloji örneği olduğunun

kanıtıdır. Bilginin boşluktan, Abbys’ten geldiği düşüncesi hakimdir. Büyük gizemli Abbys

bilgeliğin aynası olan Byys’in doğumuna sebep oldu. ADONAI tam tepede bir halka

içerisinde yazmaktadır. Bu Tanrı’nın ismidir tam ortada ise S vardır. S burada ve esasında

pek çok gizli öğretilerde gizemle alakalıdır. Bakir oğul ve bilgeliğin bedenleştirildi

Sophia’da S harfini görebiliriz. Tam tablonun ortasında ise JE-HO-VA yer almaktadır.

Jehova’nın yer aldığı daire esasında karanlık dünya ile bir bağlantısı vardır görüldüğü

üzere. Burada esasında Doğa’nın sert ve zalim yapısının ele alındığını söylemek çokta

hatalı olmaz. Tevrat’taki Tanrı’nın gazap dolu davranışlarını Böhme bu şekilde ele

almıştır. Karanık dünyanın tam karşısında ise ikinci dünya sonsuzluğun dünyası yer alır.

Evrende her şeyin bir zıttı vardır düşüncesinden yola çıkılması Simya’da element

kavramına son derece uygundur. Karanlık ve aydınlığın kesiştiği nokta ise büyük bir

parlaklığın noktası ise Oğul’un doğuşudur.

Tabloya baştan aşağı baktığınızda en başta bilgelik vardı bunu Sophia olarak ele

alınabilir. Onun hemen altında Jehova yani Tanrı, onun altında ise oğul. Bu iki zıt

dünyanın aktığı dünya ise dördüncü perspektif ve bizim dünyamız. Aynı dört elementin

olduğu gibi dört dünyadan bahsedildiğini görebiliriz. Tabloda ele alabileceğimiz esasında

daha çok fazla şey var ama sıradakine geçmek bazı sadelikleri bırakmakta yerindedir

diye düşünüyorum.

Safsata ve İnan: Astroloji

Sırada ele alacağımız konu ise özellikle fazlasıyla günümüzde de insanların etkilendiği

astroloji. Hala insanlar Satürn’ün Mars’ın hayatları üzerindeki etkilerini merak ediyor,

doğdukları vakit ayın ve güneşin yerlerinin karakterleri ve kişilikleri üzerindeki etkisini

düşünüyorlar. Günümüz biliminin buna verdiği kesin cevaplar var ama geçmişin insanları

bu bilgilerden ve bizim sahip olduğumuz düşünceye sahip değillerdi.

Aristotales’in Yer merkezcilik düşüncesine hakimdiler onlara göre Dünya her şeyin

merkezindeydi ve tüm her şey dünyanın etrafında dönüyordu. Esasında Hristiyanlık ve

diğer antik dinlerde de her yerin merkezinde olduğumuz, tüm bu her şeyin bizim için

yaratıldığı kavramları pek eski bir kavramlar değil. Astronomi böyle düşünüldüğünde

çokta mantıksız gelmiyor, gökte bizim için parlayan yıldızlar, takım yıldızlarının

adlandırılması ve farklı anlamları. Her birisi için sayfalarca yazı yazılabilir ama Kaldeliler,

Fenikeliler, Mısırlılar, Persler, Hindulaar ve Çinliler genel karakteri birbirine çok benzeyen

bir Zodyak’a sahiptiler. Zodyak ise kelime anlamı olarak Yunanca zodiakos kelimesinden

türemiş olup Hayvan Çemberi olarak isimlendirilebilir. Bazı görüşler on burç olduğunu

Terazinin Başak ve Akrep Burçlarının ikiye bölünmesiyle elde edildiğini sunabilir. Burada

parmak basmak istediğim konu, çok fazla farklı düşünce tarihten gelen bir birikim var.

hermetik-788x1024 İmge ve İnsan: Hermetik Bir Okuma Denemeler

Burada ele alacağımız tablo ise The Anatomical Zodiac Man, Fransa Kralı V.Charles’ın

kardeşi Berry Dükü John için 1412-1416 yılları arasında yazılmış ibadet saatlerini ele alan

meşhur ‘’Book of Hour’’ adlı kitaplardan bir örnekten alınmış bir sayfa.

Zodyak

Zodyak adama öncelikle neden ihtiyaç var bunu düşünmek gerekir elbette bunun bir

cevabı var. İnsan anatomisi son derece merak konusuydu ve insan kişilikleri de bu

noktada önemli bir etkendi. İnsan anotomisini incelemek için en iyi örnekler genelde

kadavra olduğunu söylemek mümkün lakin ortaçağ Hristiyan dünyasında kadavralara

dokunmak yani ölüleri incelemek dini açıdan büyük bir günah sayılıyordu.İnsan merakını

gidermek için ise farklı yollara gitmesi son derece muhtemel bir davranışlardan birisidir.

Buradaki burçların sıralaması, kişilik özelliklerinden davranışların yorumlanması üzerine

insan anatomisinin bir değerlendirilmesi olarak ele alınabilir. Elbette bu tür hayvanların o

burçlara verilme sebeplerini düşünmek gerekir bazı mistiklere göre hayvanların çağı

olarak düşünülebilirdi.

Güneş’in Tıpkı tinini bir bedene girmesi gibi bu on iki burç Güneş’in göğüs zırhındaki 12

mücevhere benzetilir ve her birisinin bir çağı vardır. Mesela Güneş’in Boğa

Takımyıldızında olduğu 2.160 yıllık süre içerisinde Güneş Apis’in bedenine girdiği ve

boğanın Osiris için kutsal kabul edilidiği o dönem. Koç çağı süresinde kuzunun kutsal

kabul edilidği ve İsrail’in günahlarını günah keçisine taşıdığı. Balık Çağında ise Hz. İsa’ya

sık sık insanları avlayan balıkçı denmesi gibi örnekler verilebilir.

Bu ezotermik düşüncelerin hakkaniyetini aradığımız noktada değiliz, bizim amacımız

burada sanata olan dokunuşlarını görmek. Bir sanat tarihçisi olmamıza gerek yok lakin

sebep sonuç ilişkisi kurmak için bazı kavramların bilinmesi de elzem.

Ana Sayfa'ya Dön

Barış Göl

Barış Göl, Kozmosun Genetiği bilim ve astronomi yazarı.